Öncü Medya Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, kendisinin hazırlayıp sunduğu “Yorumlu-Yorum” programında Düzce’de görev yapan 3 bürokratın baharı görmeyeceğini söyledi. “Bunu kim diyor? Siyasetçilerle konuştuk bu konuyla ilgili, irade sahipleriyle. Adam enaniyetten, gururdan, kibirden, bir kurumun bir tarafında ama kurumun en tepesindeki gibi kendine bir rol biçmiş. Arkadaş, sizi buraya getiren kim? Siyasi irade” diyen Ünsal, Düzce’deki sözde gazetecilere ise “Adamda edep yok, adamda haya yok, adamda namus yok! Adam hırsız! Adam namussuz! Beytülmaldan çalıyor, ondan sonra millete ahlak öğretmeye kalkıyor. Az öte dur sen! Sen gazetecilikte az öte dur, öte, öte! Sen gazeteci olarak anılma, bilinme!” diyerek tepki gösterdi.
Düzce’de konuşulmayanların konuşulduğu tek program olan “Yorumlu-Yorum” programında, Öncü Medya Yönetim Kurulu Başkanvekili ve Genel Yayın Yönetmeni Sadullah Ünsal, gerçekleri tüm çıplaklığıyla ekranlara taşımaya devam ediyor.
Öncü TV ekranları ve 100.2 Radyo Öncü ortak yayını ile geniş kitlelere ulaşan Yorumlu-Yorum programının son bölümünde Ünsal, yine Düzce’nin sorunlarını ele aldı.
“VALİ MAKAS KONUNUN ÜZERİNDE HASSASİYETLE DURDU”
Geçtiğimiz programda 112 Acil Servis Hizmetleri ve sağlık sorunları ile ilgili bahsettiği konuların üzerinde Düzce Valisi Mehmet Makas’ın hassasiyetle durduğunu aktaran Ünsal, gösterdiği duyarlılıktan ötürü kendisine teşekkür etti.

Ünsal, “Düzce Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Servisi'ndeki yoğunluğu anlattığımız ve 5 tane ambulans, ortalama 2,5 saat acil servise, 112 Acil Servis'in hastalarını acil servise teslim edemediğini, burada bir koordinasyon eksikliğinin olduğunu söylemiştik. Tabii bunun bir izahı vardır. Ama kimse senin gemiyi denizden limana nasıl getirdiğine bakmaz, limana gelene bakar. Burada da, Sayın Valimiz Mehmet Makas Beyefendi bu konuyla ilgili hassasiyetini ortaya koydu. İlgililerden gerekli bilgileri alıp bize de kendileri ulaştırdı. Özellikle hassasiyetinden dolayı 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın' ülküsünün, nasihatinin sahibi olması hasebiyle kendisine teşekkür ediyoruz. İnşallah o acil servislerde 5-6 tane ambulans kalmaz. Ambulansların bu sedyelerinde de 2-3 saat insanlar kalmaz. Biz eksik söyleyelim, biz bilmeyelim ama vatandaş orada o hizmetlerden faydalansın.” diye konuştu.
ÖNCÜ SİZ, ÖNCÜ BİZ, ÖNCÜ DÜZCE
Sağlık hizmetleri ile ilgili konuların üzerinde durmaya devam edeceğini kaydeden Ünsal, Öncü Medya Grubunun her zaman Düzce halkının yanında olduğunu belirterek, “Bundan sonra bu işin takipçisi olacağız. WhatsApp ihbar hattımızı görüyorsunuz. Eğer herhangi bir konu olduğu zaman bu konularla ilgili bizlere Instagram üzerinden, WhatsApp ihbar hattı üzerinden ulaşabilirsiniz. Hani vatandaşımız, Düzce'de şu vardır; 'Öncü'yü ararım.' Öncü siz, Öncü biz, Öncü hepimiz, Öncü Düzce! Öncü televizyonuyla, internet sitesiyle, efendim gazetesiyle, radyosuyla, yazılı görsel basın birimiyle Düzce'nin tek medya kuruluşu” şeklinde konuştu.
“DÜZCE’DE MEDYA KELİMESİ BU ARA ÇOK AYAĞA DÜŞTÜ”
Düzce’de Basın İlan Kurumu’nun Düzce’de basın olarak gördüğü 6 tane medya kuruşunun olduğuna dikkat çeken Ünsal, son zamanlarda ortaya çıkan sözde gazetecilerin medya kelimesini iyice ayağa düşürdüğü ifade ederek, şu görüşlere yer verdi:
“Öyle iki tane, üç tane internet sitesi olup da 'falan medya' medya olmaz! Medya olması için televizyonun olacak, gazeten olacak, radyon olacak. Efendim internet siten ve yayınların olacak ve bunların hepsi bir arada olacak. Medya kelimesi bu ara çok ayağa düştü. Evet, biliyorsunuz Düzce'de Basın İlan Kurumu'nun resmi olarak kabul ettiği 6 tane basın kuruluşu var. 6 tane gazete 2 tane de televizyon var, 4 tane de radyo var. Bunlar Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından kabul gören, resmi olan ve diğer 6 gazete de bunlardan biri. Kim, biliyorsunuz; Düzce Postası en eskisi, Manşet, Düzce Damla. Tabii Düzce Postası'ndan sonra Damla vardı, ondan sonra Manşet, Düzce'nin Sesi, Parantez gibi gazeteler. Bunlar resmi ilan alan ve devletin resmi olarak kabul ettiği gazeteler diğerleri internet sitesi…”
“HERKES GAZETECİLİK YAPMASIN”
“Veriyorsunuz 100 lira efendim aylık aidat, ‘Gazeteciyiz’ diyerek, sosyal medyadan yazıyorlar çiziyorlar” ifadelerini kullanan Ünsal, sözde gazetecilerin medya adı altında her türlü ahlaksızlığı yapıp, ardından ise millete ahlak dersi verdiğinin altını çizdi.
Ünsal, sözlerini şu şekilde sürdürdü;
“Ama farkında olduğumuz bir şey daha var. Adam, hani üstat Necip Fazıl'ın bir sözü var; 'Edebi' diyor, 'edepsizden öğrendim.' Çok güzel bir ifade. Şimdi adamda edep yok, adamda haya yok, adamda namus yok! Adam hırsız! Adam namussuz! Beytülmaldan çalıyor, ondan sonra millete ahlak öğretmeye kalkıyor. Az öte dur sen! Sen gazetecilikte az öte dur, öte, öte! Sen gazeteci olarak anılma, bilinme! Yani yarın sabah inneke hamidün mecid, hiçbir resmiyetin yok. Hırsızlığın daniskasını yapmışsın, ahlaksızlığın daniskasını yapmışsın. Toplumun etik değerlerine uymayan halde ceza yatmışsın. Ondan sonra millete ne yapıyorsun? Ahlak anlatmaya çalışıyorsun. Bozuk saat bile günde iki defa doğruyu gösterirmiş. E senin biz hangi saatte doğruyu göstereceğine mi bakacağız? Onun için medya kuruluşları, medya dediğimiz yer, dediğiniz gibi; görsel, yazılı, baskılı ve aynı zamanda sesli hepsi bir grup olduğu zaman medya oluyor. 'Bilmem ne medya grubu'... Ya ne grubu ya! Bırakın bu işleri! Herkes gazetecilik yapmasın! Gazetecilik bir mesele, bir dert. Memlekete, millete hizmet etmek. Bunun için kanun çıkarmış devlet, Anayasa'da karşılığı var. Ne yazacak gazeteci? Topluma, kendi enaniyetini bırakacak, kendi menfaatini bırakacak, kendi keyfiyetini bırakacak, kendini topluma adayacak! Milletin için, mazlumun için, hak için, adalet için bir şey yazabiliyor musun? Ama o zaman sen de bunları önce kendin yapacaksın. Yapmadığın zaman bu tabii olmuyor. Manşet gazetemizin kuruluş yıl dönümü kutlu olsun. Tüm medya grubundaki arkadaşlarım adına bize çiçek gönderen, tebrik eden herkese teşekkür ediyoruz.”
DÜZCE’DE 3 BÜROKRAT BAHARI GÖREMEYECEK!
Düzce’de görev yapan 3 bürokratın, önümüzdeki bahar ayını göremeyeceğini ilk defa kamuoyuna duyuran Ünsal, “Şimdi hani 'Baharı beklerken geçti bu ömrüm' diyor ya… Düzce'de 3 tane bürokrat için 'Baharı beklememesi lazım, bahara kadar bunların olmaması lazım' diyorlar. Bunu kim diyor? Siyasetçilerle konuştuk bu konuyla ilgili, irade sahipleriyle. Adam enaniyetten, gururdan, kibirden, bir kurumun bir tarafında ama kurumun en tepesindeki gibi kendine bir rol biçmiş. Arkadaş, sizi buraya getiren kim? Siyasi irade. Siyasi iradeyle siz oynarsanız, siyasi iradeyle bürokrasiyi birbirine takmak veya basını birbirine takmak gibi böyle panayır çakallığı yaparsanız, e sizi orada tutmazlar. Tutmasınlar!” ifadelerini kullandı.
SİYASET VE DÜZCE’NİN İTİBARI İLE OYNUYORLAR
Bu üç bürokratın siyaset ve Düzce’nin itibarı ile oynadığını belirten Ünsal, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Eğer siyasetçi davulu boynuna alıp tokmağı bürokrata verdiği zaman, seçimde de seçime gittiği zaman vatandaşın içine gittiği zaman efendim ne yapar? Sınıfta kalır. 3 bürokrat baharı göremeyecek, ben öyle biliyorum! Bunu siyasetçiler de böyle biliyor. Ha bu 3 bürokrat kim? Hepsinin vakti zamanı gelince ismi açıklanır. Ancak şu anda kimsenin itibarıyla oynamamak lazım. Ama bu adamlar siyasetin itibarıyla, Düzce'nin itibarıyla oynuyorlar! Arkasında bir tane dayı var; birinin kocası var, birinin dayısı var, birinin ablası var... Düzce'de ne yapıyorlar? Oynuyorlar. Kime karşı oynuyorsun? Seni kim oturttu o koltuğa? Siyasi irade. Niye? Düzceli'ye hizmet et diye! Sen ne yapıyorsun? Yukarıdan bakıyorsun Düzceli'ye! Ve üstündeki insanları da 'Bir yerlere şikayet ederim' diyorsun. Bu ne hadsizlik! Bunun sabah saat 09.00'da göreve geldiği an tebligatının yaptırılması lazım siyasetçinin! E nerede o siyasetçi? Tabii, o da var tabii. Konuşuluyor ama hani lafla peynir gemisi yürümez. Eğer siz, ben bunu bütün bu konuyla ilgili siyasetçilerle de konuştum, istişare ettim veya fikirlerini aldım, benim gibi düşünüyorlar. Veya onlar gibi ben düşünüyorum, neyse, ne derseniz deyin. Eğer gereğini yapmazlarsa, hani adam demiş ya; ineğini aramaya giderken gülüyormuş. Demişler ki: 'Sen niye gülüyorsun?' demişler ‘İneğimi kaybettim' demiş. Ya inek kaybolunca oynanır mı? 'Şu dağın arkasında bir umudum var. Eğer bulamazsam siz ağlamayı, figanı seyredin' hesabı. Ben o zaman kimle neyi konuştuğumuzu, sonucu tek tek izah edeceğiz. İnsanlar kameranın karşısında başka konuşuyor, arka sokakta başka konuşuyor. Birebirde başka konuşuyor, 3 kişinin yanında başka konuşuyor. Bu ne ferasetsizlik! Kimle ne doğruysa onu konuş! Hakikat neyse onu uygula!”
Programın tamamını izlemek için:
HABER: Savaş ARI





