Ülke üzerinde oynanan bir oyundan bahsetmek istiyoruz. Nusaybin’de vatandaşın biri Türk bayrağını indirerek ayaklarıyla ezdi. Türkiye infial halinde. Türkiye tepki veriyor. Bu, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, tabiri caizse bir Kürt vatandaş.

Şimdi işte bizim her zaman söylediğimiz şey şu; biz sembollerdeki manaları anlamadığımız sürece, anlatmadığımız sürece, bu topluma söylemediğimiz sürece bu ve buna benzer hadiseler her zaman yaşanacaktır.

BAYRAĞIMIZDA HİLAL PEYGAMBERİMİZİ YILDIZ İSLAM’I RENGİ ŞEHİTLERİN KANINI TEMSİL EDİYOR

Türk bayrağındaki hilal İslam’ın sembolüdür. Peygamber Efendimizi temsil eder. Bir ay sonra kısa bir zaman kaldı, Ramazan-ı Şerif’te bu teknoloji yokken hilale bakılırdı. Bir dağın başında hilal göründüyse Ramazan başlardı. Eskiden teknoloji yokken, şu anda da bu usulü devam ettirenler var.

İki hilal, “La ilahe illallah Muhammeden Resulullah” kelime-i lafzının habibini, Resulullah’ı, Hazreti Muhammed Mustafa’yı temsil eden bir semboldür Türk bayrağında. Yıldızın beş köşesi vardır. İslam’ın beş şartıdır. Ve kan; canımız, kanımız İslam’a ve Resulullah’a feda olsun anlamındadır.

Bunu müfredata koymak lazım. Bunu anlatmak lazım. Maalesef daha hâlâ Amerikalılar’ın elinden, 1947’de yapılan anlaşmadaki Milli Eğitim müfredatına müdahale edemiyoruz. Şimdiki Milli Eğitim Bakanımız aslan parçası, bu işe müdahale ettiği için beyefendiye yapmadıkları yok. Neyse, oradan devam edelim. Bizim konumuz bu değil.

Ama şimdi bu bayrağa basan, bu bayrağa hakaret eden Kürt’ün evladı, senin dedenin kanı da var o kırmızıda. Eğer onu bilse ona basmayacak. Ha oradan mı acaba?

Gerçekten Müslüman bir Kürt’ün hilali, Peygamber Efendimizi ve İslam’ı temsil eden bayrağa basma ihtimali yok. Ne zaman ki bu memlekette soyadı kanunuyla birileri gizlendi, onların tohumu, onların torunu, onların peydahlaması olabilir. Bilemiyoruz tabii. Ama hepsinden önemlisi cahil olabilir, cehalet içinde olabilir. Bilmiyordur.

Peygamber Efendimize Taif’te taş attıklarında “Bilmiyorlar Ya Rabbi” demişti. Belki bilmiyordur. Çünkü bu müfredatta yok ki.

Bayrak, inanan herkesin bayrağıdır. İman eden herkesin bayrağıdır. Bu memlekette Allah’a ve Resulü’ne, Kur’an’a inanan herkesin bayrağıdır bu bayrak.

BAYRAK GERÇEĞİNİ MÜFREDETA KOYALIM

Ben bir daha söylüyorum: Bunun Allah rızası için müfredata konulması lazım. Şu Amerikalılar’ın belirlediği, dünyadaki üst aklın belirlediği müfredatı tersine çevirelim. Artık bunun zamanı geldi, geçiyor.

Gençlerimiz, anlamını yitirtiyorlar. Anlamını bozuyorlar. Anlamıyorlar ki. Kim anlatacak bunu? Devlet anlatacak. Kim anlatacak? Eğitim sistemi anlatacak.

Hani Şeyh Edebali’nin “Ananı atanı say, bereket büyüklerle beraberdir” demesi gibi, bu şiarla uygun olmamız lazım. Müslüman, inanan hiç kimse o bayrağı çiğneyemez. Anlamı bu.

Kimin üzerine basıyorsun? Hazreti Peygamberi sembolize eden hilale mi basıyorsun? İslam’ı sembolize eden beş yıldıza mı basıyorsun? Şu coğrafyada yaşayan tüm ecdadın kanlarıyla renklenen dedenin kanına mı basıyorsun? Neye basıyorsun?

İşte bilgin olacak, fikrin olacak. Bu toplum cahil yetiştiriliyor. Bu toplumda bu müfredatlarda ezberci, müstemleke, sömürgeci zihniyete hizmet etsin diye yetiştirdiğin nesilden böyle sonuçlar alırsın.

Okullarda yaratılış gayesini anlatmadan Darwin teorisini koyarsan, insanın maymundan dönüp dolaşıp yuvarlanıp insan olduğunu anlatırsan, müfredata koyarsan; hayvan gibi yetiştirdiğin, hayvan gibi inandırdığın insandan insan gibi netice bekleyemezsin ki. Maalesef böyleyiz.

Ben buradan sesimi duyan devletin tüm yetkililerine, siyasetin tüm birimlerine şunu söylüyorum: Talep edelim, isteyelim. Biz Hülagü ile o genç âlimin hikâyesi gibi özümüze dönmeden, asaletimize dönmeden, ruhumuza dönmeden hayatta her zaman bu hadiselerle karşılaşmak gibi bir mecburiyet içindeyiz.

Devletin ve milletin bekası önce aileden geçer. Ailenin sağlam olması için eğitimde ve ailede bir entegrasyon lazım. Bunları ben söylüyorum, Düzce’de Sadullah Ünsal söylüyor, inneke hamidun mecid…

Sen kimsin ya? Ben kimim? Bu devleti yöneten akıllar var. E, bu akıllar bana uymuyor. Bu akılların bizi getirdiği yer belli ki orada bayrağa o hakaret, o çizmeler, o tekmeler atılırken, nasıl Rum kesiminde birisi Türk bayrağını indirmeye kalktığı zaman bizim askerimiz çaktı kurşunu, ya… Orada ona o anda müdahale edilmesi lazımdı.

İNANAN HİÇ KİMSE BAYRAĞI ÇİĞNEMEZ ÇİĞNEYEMEZ!

Ancak devlet şefkatlidir, devlet merhametlidir, devlet sabırlıdır. Ama işin özetinde şu var: Hani kelime-i tevhid, yani inanıyoruz ya, şehadet getiriyoruz. Allah’ın varlığına, birliğine, Peygambere inanıyoruz. İnanan hiç kimse o bayrağı çiğneyemez. Çiğnemez, çiğneyemez. İnancını çiğner, asaletini çiğner. Dedesinin kemiklerini sızlattı her kimse onlar.

Çünkü o Kürt’ün de kanı var orada, Türk’ün de kanı var orada. Abaza’nın da var, Çerkez’in de var, Laz’ın da var. Boşnak’ın da var, Halep’in de var, Bosna’nın da var. Hepsinin kanı var o bayrakta. Sen nereye bastın?

DÜN AKÇAKOCA İSMİ VARDI BUGÜN YOK

Buradan özellikle Ercan Öztürk, milletvekilimizden bir talebimiz var. Gerçekçi bir talep var, soyut değil, somut. Düzce’nin milletvekiliyim ve Akçakocalı’yım diyor kendisi.

Bütün ilçelerimiz, beldelerimiz hepsi birbirinden güzel ama Karadeniz’e açılan tek pencere Akçakoca var. Düzce’de tüm ağırlamalar, tüm uğurlamalar, tüm ikramlar burada yapılıyor. Konuralp Antik Kenti’nin tabelası ismi var otoban çıkışlarında.

90’lı yıllarda Nazmi Çiloğlu milletvekiliydi ve burada otoban çıkışında Akçakoca’nın isimleri vardı tabelalarda. Bu Akçakoca’nın tabelasını sonra kaldırdılar.

Sayın milletvekili ve sayın valim, Sayın Faruk Özlü, lütfen burada Akçakoca’nın tabelası otoban çıkışlarında yer alsın. Bu memlekete bir hizmettir. Düzce’mize geldiniz demektir, Düzce’mizin denizi var demektir, Karadeniz’deyiz demektir.

İkincisi garip olan şu: Akçakoca’da balık yemeye gidiyoruz, balık alıyoruz fakat Akçakoca’da Liman Başkanlığı yok. Akçakoca’da deniz var, liman var, Liman Başkanlığı yok. Oradaki tekneler ya 67 ya 54. Bu çok mu zor? Değil.

Her iki konuda da başta Sayın Vali, Sayın Öztürk, Sayın Özlü, Sayın Keşir, Sayın Talih Özcan siyaset olarak, riyaset olarak, bürokrasi olarak bu iki konu üzerinde tartışılır artısı eksisi yok ama lütfen bu doğruyu hayata geçirir misiniz?

Hoşça kalın, dostça kalın. Allah’a emanet olun.

Programın tamamı için:

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.