İŞTE ÜÇ LAVUK

Efendim, hafta sonunda bir tane lavuğun biri, tabiri caizse boş konuşan — anlamında kullanıyorum lavuk kelimesini —Çilimli ile Düzce arasında Dorüs Sanayi Bölgesi’ne gidiyor. Yolların berbat hâlini görüp video çekiyor. İşte “Faruk Özlü sen lavuksun. Lavuk, lavuk, lavuk, lavuk.” Ya bire lavuk, lavuk bir… Bir kere bilgin olacak ki fikrin olacak.

Dorüs bölgesi, oradaki sanayi sitesine ait bir bölge. Buralar sanayi sitesinde; bu alanda bulunan fabrikalardan aidatlar alınarak çevre düzenlemesi veya yol izi yapılır. Bunu ister belediyelerden hizmet alır, ister başka yerden alır.

Bire lavuk, sen bunu bilmeden o kamyoncu aklınla — kamyoncuların çok kıymetli insanları var da — bu bariz, bu aciz aklınla sen seçilmiş bir belediye başkanına nasıl “lavuk” dersin? Bire lavuk.

İkinci lavuk da bunu yayınlayan Bolu Gündem diye bir gazetenin sahibi. Sen bunu nasıl yayınladın? Düzce halkının iradesine, idaresine gönül koyduğu insana “lavuk” dedirtecek ifadeyi sen nasıl kullandın? Bire lavuk.

ÖZCAN’LA ÖZLÜ ANKARA BÜYÜKŞEHİR’DE RAKİP Mİ OLACAK?

Üçüncü lavuk da bunu besleyen lavuk. Bu Bolu Gündem gazetesini besleyen Tanju Özcan, Bolu Belediye Başkanı. Üçüncü lavuk da o. O lavuk bunları besliyor. Birisi besliyor, birisi yayınlıyor, birisi de fik fik ediyor. Ya Tanju Özcan, sen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olabilirsin ama bizle işin olmasın ya. Faruk Bey’le de Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nda yarışabilirsin. Hesabınız bu mu bilmiyorum ama kimse bizim irade koyduğumuz, oy verdiğimiz kişiye “lavuk” diyemez.

Bir de bizim lavuklar var. Dördüncü, görünmeyen lavuklar var. Bu ifadeyi kullanarak, bu videoyu kullanarak paylaşıp “Faruk Bey’e böyle denmiş de…” E sen de yayıyorsun bunu, sen de diyorsun ya. Bu lavukların, sadece boş konuşup iş üretmeyen, hizmet üretmeyen, memlekete faydası olmayan  topluluğu var. Bu üç tane lavukla başlayan lavukluk memleketi lavuklaştırdı. Üç lavuğun attığı lavukluk, yüzlerce arkasına lavuk taşıdı. Yazıklar olsun.

Biz Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü’nün vizyonundan da misyonundan da doğrusundan da eminiz. Eksiği yok mu? Var. Eksiğini de eleştiriyoruz. Ama Şehrül Emin kimse, ne idüğü belirsiz, sütü bozuk bir anlayışın bizim belediye başkanımıza ileri geri konuşmasına tahammülümüz yok arkadaş.

Sen ne biliyorsun ki? Sanayi Bölgeleri belediyelerden ayrıdır. Hizmet alır, parayla, parkesinde, yolunda, şunda bunda…

Az gezsinler. Dorüs’deki, Düzce Organize Sanayi’ndeki altlarında makam arabaları, şoförleri, kar muhabbeti, zarar hazinenin. Az yesinler de yolu yapsınlar.

Ama lavuğun biri çıkıyor. Bizim belediyeyi bilmeden, anlamadan, görmeden, farkına varmadan konuşuyor. Bir de bunu yayınlayan lavuk var. Buranın OSB olduğunu bilerek yayınlıyor. O da beslendiği yere hizmet ediyor. Yazıklar olsun ya. Ben bir Düzceli olarak kanıma çok dokundu bu iş.

Ha yanlış mı? Gökten indirilmedi ki. Vahiyle idare etmiyor ki Düzce’yi. Faruk Özlü’nün hataları var mı? Vardır. Eksikleri var mıdır? Vardır. Hataların, eksiklerin, yanlışların konuşulabildiği, karşı karşıya mütalaa edilebildiği istisna belediye başkanlarından bir tanesi. Ama bunu bir tane lavuğun biri ağzına alıp da gevşeyemez. Bu çok rahatsız edici bir şey. Çok şey söylenir ama RTÜK var, kanun var, yasa var.

Şimdi lavuklar meselesinden sonra bir de Yığılca meselesi var, bir halef-selef meselesi var. Şimdi Yılca Belediye Başkanı Selami Savaş, el bebek gül bebek, güzel bir çocuk olarak yetişmiş. Parasızlık çekmemiş, dert görmemiş, çaresizlik bilmemiş.

Baba, -Muzaffer Yiğit’in dediği gibi- vermiş düdüğü eline öttürüyor. Hiçbir sıkıntı çekmemiş, belediye başkanı olmuş. Allah dünya ahiret saadetine kavuştursun da tedbiri alacaksın. Tarlada izi olanın harmanda yüzü olur. Tedbiri alacaksın; kışa karşı, şartlara karşı.

Bu Yedigöller tarafına giden köylerde 3-4 gündür elektrik verilemedi. Niye? SEDAŞ yatırım yapmamış. Beton direk dikmemiş, çözmemiş. “Oraya jeneratör gönderdik.” Düğünden sonra kınayı nereye yakarsan yak. Niye yapmadınız? SEDAŞ niye yapmadı bunu? Niye bu yatırımları yapmadığını, milleti Yığılcalıyı azap ettirir gibi 3-4 günden beri elektriksiz bıraktınız? Ondan sonra hikâye anlatın.

400 MİLYONUN HESABINI NASIL YAPTIN?

Ha orada bir şey söyledi Selami Savaş. Dedi ki: “Bugünkü parayla 400 milyon, belediyeyi zarara soktu Muzaffer Yiğit.” Şimdi ben buradan sesleniyorum. Halefe de selefe de…

İsterseniz yan yana olmak şartıyla, isterseniz teke tek, nasıl derseniz. Bu ekranlar açık. Öyle sosyal medyadan fik fik etmeye gerek yok. Bu ekranlar açık.

ŞU 400 MİLYONUN HESABINI VER!

Sen şu 400 milyonun hesabını bir ver Muzaffer Yiğit. Biz aradığımızda böyle bir rakam yok diyor. Ama Selami öyle anlamış. 100 liralık rakamı 400 lira olarak görmeyi, bilmeyi nereden öğrendi? Babasından mı öğrendi, ticaretten mi öğrendi? Nereden öğrendi onu da bilmiyoruz. Bunu bize birisi açıklasın. Bu çok ciddi bir iddia.

Muzaffer Yiğit veya Selami Savaş ikisinin de önümüzdeki hafta, hangisinin yüreği yetiyorsa, buyurun gelin ekranlar sizin, buradan anlatın. Ama öyle internetten o ona anlatıyor, o anlatıyor olmaz. Soru–cevap şeklinde davet ediyoruz. Halefi de selefi de, kim gelirse davetimize icabet ederse başımızın üzerinde yeri var.

Hoşça kalın, dostça kalın. Allah’a emanet olun.

Programın tamamı için:

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.