Kategoriler

HAKLININ HAKLI OLDUĞU DÜZCE İSTİYORUZ!

Fibrobeton, Düzce Belediyesi ile beraber organize bir şekilde bir kütüphane açtı ve maliyetlerine katlandı. Devletimizin, siyasetimizin, ilimizin insanları ile beraber buraya giderek açılışına katıldık. Bu bize şunu gösterdi: “İlim bilmek kendini bilmektir” diyor. Kendini bilmek için ilim sahibi olmak lazım.

GENÇLERİN GELECEĞİNE ATILAN İMZA

Gençlerimize, yavrularımıza ve geleceğimize atılan, tarihe atılan bu imzayı atandan, attırandan ve sebep olanlardan Allah razı olsun. Özellikle Fibrobeton sahipleri ve Sayın Faruk Özlü’yü buradan tebrik ediyorum. Kütüphane demek bilim demek, ilim demek, hayat demek. Bilginiz olacak ki vizyonunuz olacak. Bilginiz olacak ki kıymetiniz olacak. Bilginiz olacak ki fikriniz olacak.

Evet,hayırlı bir açılış yaptık ve bu konudaki katkılarından dolayı Düzce’nin çehresine, geleceğine güzel adımlar atan Dr. Faruk Özlü’yü gönülden tebrik ediyorum. Bu kütüphane ve bunun gibi sosyal ve eğitim alanında insanların geleceğine dokunan hizmetleri yapan, sebep olan ve buna maddi manevi katkı yapan başta Fibrobeton ve tüm iş insanlarına da örnek teşkil etsin. Allah onlara da bol kazançlar nasip etsin.

KREMPARK AVM’DEKİ SORUNLAR AYUKKA ÇIKTI

Düzce’nin ortasında bir AVM var. Biliyorsunuz bazı basın kuruluşlarında buranın mühürleneceği noktasında haberler çıktı. Mühürlenir mi, mühürlenmez mi bilmeyiz. Ancak bu firmanın, bu kurumun inşaatta, iskânda, ruhsatta sorunları var.

SİZ BAŞKA KANUNLARA MI TABİSİNİZ?

Kartalkaya yangınından sonra topluma açık olan yerlerde denetimler hızlandı. Şimdi Krempark AVM’de de bu sorunlar var. Yangın noktasında, boşaltım noktasında buna benzer problemler var. Belediye diyor ki “Bunları düzelt.” Zaman veriyor, ama müracaat bile etmemişler. Siz başka bir cumhuriyette mi yaşıyorsunuz, başka kanunlara mı tabisiniz?

Biz bunları düzeltelim, gerekli imar ve iskân sorunu noktasında, insanların can ve mal güvenliği açısından gerekli düzenlemeleri yapalım diye belediyeye müracaatları bile yok. Şimdi hadiseye bakıyoruz ya, hani bir atasözü var: “Zengin dağları aşırır, fakir düz ovada şaşırır.”

Sanayi sitesinde veya esnafa, Düzce’de gerçekten yeri olan bir basın kuruluşunu mühürleyen belediye, AVM’yi mühürlemekten aciz mi? Buraya yaptırım uygulamaktan aciz mi? Burada bir cana zeval gelirse, bir can giderse bunun hesabını kim verecek?

Sanayi sitesinde, Düzce’nin içinde veya herhangi bir yerinde yasaya, iskâna, imara uygun olmayan dükkânlar kapatılıyor da AVM olunca, zenginin işi olunca neden aynı şey olmuyor? Aklımızda karışık sorular var. Önümüzdeki haftayı bekleyeceğiz.

Burada Allah muhafaza bir yangın veya felaket anında insanların can güvenliği mi önemli, yoksa sizin mal güvenliğiniz mi? Hangisi önemli? Bir can için milyonlar feda edilir. Ama parayı çok sevenler, imkânı çok sevenler milleti maraba gibi görüyor. Olmaz,gereği yapılmalı. Ne gerekiyorsa o yapılmalı.

Mühürlediğin zaman adam gereğini yapar, uygulamaları yasal mevzuata uygun hale getirir, ondan sonra açılır. “Millet zarar eder” deniyor. Canı giderse ne olacak? İnsanların canı mı önemli, yoksa mal mı? Yasal olarak bunun hesabını kimse veremez. Başta belediye başkanı ve kurum müdürleri, imar müdüründen zabıta müdürüne kadar tüm yetkililer bunun hesabını veremez. Hesabını Çilimli Cezaevinde verir. Bir şey olursa bunun hesabı çok ağır olur.

Kartalkaya yangınından sonra artık hiçbir taviz olmamalı. Gereği gerektiği şekilde yapılmalı. Ama neye göre? Adalete göre. Zengine de aynı yasa, fakire de aynı yasa. Güçlü olanın haklı olduğu bir Türkiye değil, haklı olanın haklı olduğu bir Türkiye ve Düzce’de yaşamak istiyoruz. Güçlü olan haklı olmamalı.

KUYUMCU VURGUNUNDA KAFALAR KARIŞIK

Düzce’de iki ayrı kuyumcu vakası yaşandı. İkisinde de rant var, ikisinde de bir personelin zafiyeti veya istismarı söz konusu. Patronlar ise sütten çıkmış ak kaşık gibi.

İki sene önce Türkiye’de altın ithalatı yasaklandı. Son olayda iddialara göre 80-90 kilo altın gitmiş. Senin vitrinde 30 kilo altın var, 90 kilo altın nereye gitti? Birincisinde de son iki senedir bir personel altını işletmiş, para kazandırmış, saadet zinciri kurmuş ve cezaevine gitmiş.

ALTIN İTHALATI YASAK GÜNAH KEÇİLERİ HAZIR

Şimdi soru şu: İki senedir altın ithalatı yasak. Kaçak altınla resmi altın arasında kilo 2 bin, 2 bin 500 dolar fark var. Diyelim ki altının kilosu 7 milyon lira ama biri diyor ki “Ben sana 6,5 milyona veririm, parayı 2-3 ay sonra verirsin.” Bu arada para kullanılıyor ve kayıplar oluşuyor.

Bunu kim yapıyor kuyumcuda çalışan personel. Patrondan ses yok, sözde bir şey yok. İkinci konu 80-90 kilo altın gidiyor. Yaklaşık 500 milyonluk bir değerden bahsediyoruz. Bunu yapan personelin böyle bir gücü var mı? Yok.

Benim kafam karışık. Esnafın da, kuyumcunun da, çalışanın da tamamen masum olduğuna inanamıyorum. Bu bir iddia, bir şüphe ama sorular çok. Sizin de varsa bize ulaşın. Bir eksiğimiz varsa düzeltelim.

Ama ben işletmenin, esnafın, kuyumcunun çok masum olduğuna inanmıyorum. Vitrininden 80-90 kilo altın gidecek, bir yerden 60-70 milyon lira para gidecek, para kazanılacak bir kişi kazanacak ve işletmenin haberi olmayacak. Para girip çıkıyor oraya, kameralardan da görüyorsun, çok masum olduğuna inanmıyorum.

Önümüzdeki günlerde bunun arka planında ne var, ne yok ortaya çıkacak. Bu sadece Düzce’ye mahsus değil, Türkiye’nin birçok yerinde ithal yasaklandıktan ‘kuyumcu patladı’ gibi hikayeler çok. Düzce’de yaşanıyor fakat günah keçileri her zaman hazır tutuluyor.

Son olarak bir sözle bitirelim: “İnsanları yücelten ilim ve kültür değil, ahlak ve fazilettir.”

Hoşça kalın, dostça kalın, Allah’a emanet olun.

PROGRAMIN TAMAMINI İZLEMEK İÇİN:

Yorumlar