Kategoriler

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DORÜS KENDİ YOLUNU KENDİSİ YAPACAK

Efendim, şimdi iki tane konumuz var bugün. Birinci konumuz Dorüs konusunda bir “lavuk”la başlayan konu. İkinci konumuz da Düzce Valiliği. Biz ikinciden başlayalım.

MESAİ SAATİNDE DÜZCE İÇİN ÇALIŞ, GÜN BİTİMİNDE GÖREVDEN ALIN BU USULÜ VALİMİZ HAK ETMEDİ

Düzce’nin Valisi Sayın Selçuk Aslan’ın tayini Düzce’yi yasa boğdu. Üzüldük, net üzüldük yani. Çünkü en son halde bizi daha çok üzdü. Şöyle ki: Valiler Kararnamesi çıkıyor, çıkacak, hazırlandı; böyle bir çalışma var. Düzce’deki siyasetin bundan haberi yok, bundan bir haberler. Milletvekili de, il başkanı da, her siyasetçi.

Neye göre yok? Çünkü 7 Ocak’ta Sayın Valiyle TOKİ ve Ankara’da farklı bürokrasilerde bir fotoğraf veriliyor. Sayın Valimizle işte şu çalışmaları yaptık deniyor; yanında il başkanı ve milletvekili var. Düzce’deki AK Parti’nin siyasette geldiği yer burası işte. Saat 17.00-18.00 gibi paylaşım yapılıp, gece saat 12’den sonra listenin ilk başında Düzce Valisi Selçuk Aslan’ın mülkiye başmüfettişi olarak atandığı Resmî Gazete’de ilan ediliyor.

Bir kere ben bir Düzceli olarak, Düzce’ye hakikaten gönül vermiş, değer vermiş bir valimizin saat 17.00-18.00’de Düzce için uğraşırken, gün batmadan, günün ilerleyen vaktinde, diğer gün başlarken görev yeri değişikliğini hiçbir şekilde Düzceli unutmayacak. Bu siyasetin acizliğidir. Düzce siyasetinin geldiği yerdir. İktidar olanlar, muktedir olmadıklarını bir daha gösterdiler Düzce adına.

ÜMİT YILMAZ’LA SARI, TALİH ÖZCAN’LA TURUNCU DÜZCE SİYASETİNİN ACİZLİĞİ

Bunun şöyle altını dolduralım: Bakınız, 2019’da Düzce bir sarı kart çıkardı. Cumhur İttifakı’ndan, MHP’den bir milletvekili seçti. O günlerde işin başında olan Sayın Ayşe Keşir, Sayın Hikmet Keskin il başkanıydı o zaman. Bunu itiraz etmek için yerden yere vurdular ama netice alınmadı. En son Cumhurbaşkanı müdahalesiyle gerek bizim bildiğimiz öyle “Gerek yok. O da Cumhur İttifakı’ndan, bu da Cumhur İttifakı’ndan. İşi uzatmayın,” denilerek milletvekilliği MHP tarafından burada kazanıldı.

2023’e geldiğimizde bu sarı kart biraz daha sarardı, turuncuya döndü; kırmızıyla sarı arasına döndü. Efendim, geldi yine Millet İttifakı’ndan CHP’den Talih Özcan hatırı sayılır bir oyla milletvekili oldu. Ve geldik bir yere: İl başkanı yarışa yarışa gitti, Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu’nu karşıladı ve o salon tıklım tıklım doldu.

Bunları söylediğiniz zaman biz muhalif oluyoruz, biz kötü adam oluyoruz. Veya eleştirdiğimiz zaman, bir gazeteci olarak. Ama edenler, eyleyenler, bu işi buraya getirenlerin sonucu bu. Alınan sonuç bu. Mahkeme kadıya yük değil. Bugün Sayın Valimiz başka görevlere de atanabilir, başka vilayete de gidebilirdi. Ancak siyasetin bundan müdahil olamaması, bir haber olması acziyettir, çaresizliktir bana göre, size göre nedir onu bilmiyorum.

Ancak hepsinin önemlisi şu: Bugün, mesai saati içinde Düzce için bir çalışma yapan, gayret sarf eden, bürokrasiyi takip eden, Düzce’nin gönüllerin valisi, Düzce’nin valisi, Düzcelilerin gönlünde güzel bir yer tutan Sayın Selçuk Aslan Valimiz, akşam gün dönümünde Resmî Gazete’de görevden alındı. Alınabilir veya başka bir yere görev verilebilir. Ancak o gün o fotoğrafı veren siyaset, yarın başka bir hâlle karşılaşır. Çünkü iktidar olmak başka bir şey, muktedir olmak başka bir şey.

ESERİNİZLE ONUR DUYUN SAYIN AYŞE KEŞİR HANIM

Ondan sonra “Sen il başkanını niye eleştiriyorsun?” E, eleştiriliyor işte var burada bir şey. Ha ben yanlışsam, yorumların altına yazabilirsiniz. Bir siyasetçi, ilini yöneten bir il başkanı, ilini yöneten bir milletvekili, ulusal meselelerde, iline atanan vali bey başta olmak üzere müdürleri ve ilinden atanacak olan müdürleri bilmiyorsa, siyaset yapmasın, başka bir şey yapsın.

Ve bu siyasete damgasını vuran, 2019’dan bugüne kadar Düzce’nin siyasi teşkilat noktasında ya da belediye noktasında kazanılan, kaybedilenlerin bütün artısı eksisi Ayşe Keşir Hanımefendidir. Hayırlı olsun eseriniz Ayşe Hanım. Eseriniz hayırlı, mübarek olsun.

Efendim, gelelim Dorüs meselesine. Sayın Faruk Özlü, Kamyoncular ve Nakliyeciler Kooperatifi’ne gittiğinde bir açıklama yaptı. Açıklamanın özetinde şu var: “Dorüs’ün içinde asfaltla ilgili bir sorun var. Evet. Bu sorunun giderilmesi için 40 milyona ihtiyaç var. Sanayi sitesi bu parayı ödemeye yanaşmadı. Biz de buna yanaşmadık. Ondan sonra enformasyonlar başladı.” Bir tanesi çıktı, Sayın Faruk Özlü’ye çok ağır bir hakarette bulundu.

Orada “lavuk” diyen bu kamyon şoförü de kurulmuş orada. Orada da bir iş yerindeki insanlar, bir iş yeri tarafından kurulmuş. Adama vermişler kurguyu, o da uygulamış.

Dorüs’te için açıklama yaptı. Dedi ki: “Biz bu konuda üzüldük, kendimiz de üzüldük. Faruk Bey’e böyle bir şeye alet olduğu için de üzüldük, bununla ilgili basının bize “rantçı” (onu da ben demiştim) denmesinden de üzüldük” dedi. Evet, 40 milyonu belediyenin sırtına yüklemek, 40 milyonluk asfaltı yaptırmak, orada kazanç elde edip üretim yapıp, tabii sanayiye katkısı var, ekonomiye katkısı var; kira alıp da bu parayı belediyenin üzerine yüklemeye çalışmanın anlamını ben rantçılık olarak anladım. Demek ki yanlış anlamışım. Bundan dolayı özür diliyorum.

Ben orada belediyenin imkânıyla Dorüs’ün Kooperatifi için asfalt yaptırılmasını ve buradan hem kazanılıp hem de belediyeye yıkılmasını rantçılık olarak anlamışım. Yanlış anlamışım. Bundan dolayı yönetimden özür diliyorum, kamuoyundan da özür diliyorum.

İBRAHİM SANCAKLI’DAN HEDEF TAHTASINA KOYDUĞUMUZ İÇİN ÖZÜR DİLİYORUZ

Şimdi bir özür de şurada var. İbrahim Sancaklı var burada. Dorüs’ün kuruluşundan bugüne kadar her zaman fahri başkan, gönüllerin başkanı. Kim başkan olursa olsun. Yaşının, tecrübesinin, vizyonunun karşılığında yönetimde ön planda olmuş. Herkes bir şey söylüyor ama İbrahim Sancaklı Bey’in söylediği geçerli oluyor. Mutlaka bir ağırlığı var.

Dorüs’te başkan değişmiş, şuan da buranın başkanı Ömer Bey, biz İbrahim Sancaklı demişiz. Evet, böyle bir hata yapmışız. Bu hatadan dolayı da kamuoyundan özür diliyoruz. Ama kısmen özür diliyoruz. Şöyle ki: Yaşadığı sürece, aklı melekeleri haiz olduğu sürece İbrahim Sancaklı oranın başkanıdır, fahri başkanıdır.

Netice itibariyle geldiğimiz nokta şu: Ben gittim kendisiyle görüştüm. Kendi döneminde buraya parke döşenmiş. Fakat günde, haftada yüzlerce tır girip çıkarken bu yol ezilmiş, parkeler bozulmuş. Buraya asfalt yapmak için Faruk Özlü ile bir diyalog kurulmuş. 40 milyon maliyet çıkmış. “Biz bu maliyeti ödeyemeyiz” demişler. İttifak kurulmamış. Kurulmayıp da iş olmayınca da işte bu “lavuklar” devreye girmiş. Lavuklar devreye girince de iş lavuk seviyesinde yürüdü.

Memlekete, millete faydalı olan insanlar da vardır bunların içinde. Mutlaka vardır. Hayır hasenat yaparken, milletin hayrını milletin sırtına vurmamak lazım. O 40 milyonu sizin ödemeniz lazım. Olay buydu.

Biz bunu belki gönül kıran bir dille söyledik ama bizim şehrül eminimize kimse “lavuk” diyemez. Dediği zaman da karşılığı bu olur. Lavuk denilmesine zemin hazırlayan insanlar üzülmüş olabilir. Biz de üzüldük. Oy verenler de üzüldü. Hepimiz üzüldük. Ben de çok üzüldüm böyle bir hadiseyi dillendirmekten.

Netice itibariyle bugün gelinen noktada, Faruk Özlü’nün son toplantısından sonra imar noktasında, arsa üretimi noktasında köylünün verdiği yerden bir arsa oluşturulup, bu arsanın satılmasıyla elde edilecek gelirle asfalt dökülecek. Yani kendi yağınızla kavrulacaksınız. Bu kadar lavukluğa ne gerek vardı? Lavuğu niye soktuk ortaya biz?

Buradaki bir işletmenin teşvikiyle bu kamyoncu “lavuk” kelimesini kullanmış. Onunla ilgili de yasal işlem yapılıyor. Bizim amacımız üzüm yemek, bağcıyı dövmek değil.

İbrahim Sancaklı’dan, başkan olmadığı hâlde başkan deyip hedefe koyduğumuz için özür diliyoruz. Çünkü nizami olarak oranın başkanı değil ama arka planda her zaman buranın başkanıdır. İnşallah bir gün asfalt dökülürken de oraya gideriz, görüntüler çekeriz, röportajlar yaparız.

“Şerrin içinde hayır var, hayrın içinde şer var” diyor mevla “Siz onu bilemezsiniz.” Bir kişinin ortaya attığı eğri, birçok şeyi doğrulttu. İnşallah hayırlara vesile olur.

Hoşça kalın, dostça kalın. Allah’a emanet olun.

Programın tamamını izlemek için:

Yorumlar